19 KASIM 2024 SALI

 gece uyuyamadım. uyku tutmadı. en sonunda kalktım. dolandım biraz. en sonunda star trek açarak seyretmeye başladım yatarken... birşey izlerken uykum geliyor çünkü. nitekim 2 gibi falan uyumuşum. sabah 7 olmadan uyandım. aşağı inip çözülsün diye dünden çıkardığım kıymayı soğanla kavurdum. soğan dolapta çürümüş. içini atmak zorunda kaldım. mandalinalar ve limonlar da çürümüş. buzdolabı da değiştirmek lazım. kızlar salonda yattığı için büyük bir sessizlikle börek harcı hazırladım. ama önce dün kullandığım balık tavasını yıkadım. börek harcına kıyma ve soğanın yanı sıra biraz patlıcan ezmesi ve pörpülenmiş kapya biber de koydum. sonra berra'yı uyandırdım. 5 dakika daha uyumak istedi. o arada berra için tost yaptım. dün aldığımız karadeniz ekmeğinin 2 dilimiyle sucuklu, salamlı, kavurmalı ve peynirli tost yaptım. ama berra 3-4 ısırık aldı ve bıraktı. canı istemiyormuş. bu kızın sağı solu belli olmuyor hiç. geçen yaptığım 2 tostu da yalayıp yutmuştu. bugün ise yemedi. giyindik ve beraberce çıktık. berra'nın bukart vize işlemini yapıcam. berra 35c'den gökdere durağında değil bir sonrakinde iniyormuş. mantıklı. karşıdan karşıya geçme derdi yok. berra okula girdi. ben istasyona gittim. kartın aylık vizesini yaptım. amma zamlanmış. 340 lira. sonra okula gidip bahçede berra'yı buldum. daha doğrusu o beni buldu. karı verdim ve yufkacıya gidip 3 yufka aldım ve eve döndüm. yürürken ex'den mesaj geldi. kurs parasını hatırlatıyor. aslında dün akşam verecektim. unutmuşum. önce bunu söyleyip özür diledim. sonra da 2 ay önceki kitap parasını bu ay da kesmeceğimi, önümüzdeki ay keseceğimi söyledim. tam kendisine yakışan uslupla bana saldırdı. börek hazırlıyorum, şimdi cevap vermem sana ama bunun hesabını sonra görücem dedim. ben börek hazırlarken whatsapptan yardırıyordu. börekleri hazırlayıp fırına koydum. o sırada berçem uyanmıştı. beni yanına çağırdı ve "sıtı sıtı" bana sarıldı. ama hala yatıyor. fırını çalıştırdım ve börekleri kızıma emanet edip şevkete börek almaya gittim. çünkü oğlan şevket böreği, kız ise baba böreği istemişti. yarım kilo börek aldım. kasadaki oğlanla kredi kart muhabbeti döndü. ona ilk kredi kartı maceramı sonra anlatacağımı söyleyip eve döndüm. yolda aklıma böreklere yağ sıkmadığım geldi.  eve geldiğimde berçem börekleri çıkarmıştı. pişmişler. gene de üstüne biraz yağ püskürtüp şevket böreğiyle beraber sönmüş fırına koyduk. sıcak kalsın beren uyanana kadar. yarım saat kadar bekleyip bereni uyandırdık. çocuklar yaptığım böreğe bayıldılar. afiyetle yedik. sonra herkes hazırlandı ve dışarı çıktık. çocuklar arabayla gittiler. ben de setbaşına dükkana gittim. adnana parasını verdim. hatta biraz fazla verdim. çay içip biraz çene çaldık. oradan bankaya gittim. yapı kredi için ek hesap asgarisini yatırmak diye bir zımbırtı çıktı birkaç aydır... zaten eksi bakiye bu ay 60bini aşmıştı. maaş yatmasıyla 40bini bulduk ancak. 6bin küsur yatırdım. kablonete giderken evkur'a uğradım. göz koyduğum ve ucuzlasa veya tek sandalye satılsa da alsam dediğim sandalyeleri kontrol etmek için. manyak bir indirim yapıp masayla beraber satmışlar geçen hafta. ama fiyat öyle düşmüş ki ben de alırdım. tüh, kaçırdık. 1 yıldır satılmıyordu. o sandalyelerden de başka yok. poliüretan. çok güzeldi. devam edip kablonete gittim. benden önceki müşteri o kadar rahatsız edici, o kadar boktan bir adamdı ki, atarlı, ergen z kuşağu ruhlu bir dallamaydı. işlemi bitince dayanamayıp boktan bir herif olduğunu münasip dille söyledim. karşısındaki kızcağızı öyle terörize etmişti ki... kıza hak verdim. hatta sinirimi alamayıp kızdan izin isteyip sunturlu bir küfrettim. aynı lafları bana söylese, suratının üstüne patlatırdım bir tane. yıllar önceki binbaşının değişik bir versiyonu. bok bir herif. anahtar problemini anlattım. evdeki kutuyu açamıyoruz. adnanın aklına 2li splinteri kutudan başlatmak ve yeni kablo çekmek geldi ki, şahane fikir. benim aklımdaki duvardaki oyuklarda bölme fikri zaten çok zor uygulanır bir fikirdi. nereyi aramam gerektiğini öğrendim. bu arada, adnan telefon etti ve benim eski telefona talip oldu. erdinç için istiyor. tamirciye gittim. bu arada annem aradı. bursaya gelecekmiş. gene uedaştan arıyorlarmış. haftalrdır arayıp taciz ediyorlar benim eski ev aboneliğiyle ilgili. harun halletmemiş elektrik işini. telefon tamircisi telefonu daha düzeltmemiş. sıfır ekran gerekiyor. 3bin lira ama telefonu satarsak da 6bin-8bin arası edermiş. hatta ben de alırım dedi. ikinci el telefon satışına da başlayacakmış. oradan ayrılıp berber emine gittim ve sakal traşı oldum. topsakalı kestirdim. çok kaşınıyor. kaan bana mesaj atıp ayline twiterdan muhabbet aç demişti. ben de ayline bir selam yazdım ama saatlerce dönmedi. uedaşa gidip elektrik borcunu ödedim. harundan isteyecem yarın. yeni telefonda dilek'in numarası da silinmiş. onu whatsapptan kaydedip aradım. sohbet ettik. hisse senetlerini benim adıma göstermişler kamere karşı. planı söylemişlerdi ama uyguladıklarından haberim yoktu. dilek'e geçen geceki olayı üstü kapalı anlatıp bana genelgeçer kadın değil, sürekli sabit kadın lazım olduğunu ve bana kadın bulmasını söyledim. gene ayten dedi. denizliye gittiğimde tanıştırmamıştı. birisi vardı galiba hayatında. şimdi kimse yokmuş ama bu kadar uzak şehirlerde sevgililik nasıl olur ki, olmaz ki falan dedi dilek. ben de ben sevgili değil, evlilik istiyorum zaten dedim. aytenin bana iyi geleceğini söylüyor. zaten önden ben de ben bozuldum, iyileştirilmeye ihtiyacım var falan demiştim. laf arasında dilek bana keşke seninle başka şartlarda tanışsaydık dedi. aman aman... lafı anlamazdan geldim ve konu değiştirdim. arkadaşımın sevglisine yan gözle bakamam. ayrılmış olslar bile. barbin çırpınıyormuş gene başlatmak için ama dilek yanaşmıyormuş. sonra barbinle konuştum. dert yanıyor. dilek yüz vermiyor diye. sabır telkin ettim. dileği hakkaten de benden kıskanıyor gerizekalı.  bütün işlerimi bitirdikten sonra eve döndüm. yürürken cengiz aradı. perşembe ayşeye gidiyoruz. sat 13 de kent meydanından alacak beni. başkaları için yaşamaktan şikayetçi. yolda epeydir almayı düşünüp ertelediğim (ekonomik şartların abv)  kestane şekerini aldım ve eve geldim. yemekleri ısıtırken aylin mesaj attı. işleri yoğunmuş. epey yazıştık. bu kadınla aramı sıcak tutmam lazım. çok şahane bir kadın. mutlaka onunla sevişmeli ve karizmayı düzeltmeliyim. günlerdir cinsel perhizdeyim zaten... 15 yıl boyunca masturbasyon çekerek bozduğum ayarlarımı perhiz ie düzeltmete çalışacam. bu halim kabul edilebilir değil. hiçbir kadın beni tahrik etmiyor. sadece porno. tam bir porno ve masturbasyon bağımlılığı... bu durumdan kurtulmam gerek. aylin gibi taş gibi vucudu olan bir kadın bile beni tahrik etmedi ki, gördüğüm en güzel çıplak kadındı. o yaşta o vucut... gençkızlarda bile yok. yemeğimi yedikten sonra sabah dinleyemediğim youtube videolarını açtım ve dinledim. sonra da blog yazdım. gece ayşe ışık'a laf attım whatsapptan... cevap verdi. bulmaca çözüyormuş. ben de gazetedeki bulmacayı çözmeye başlayıp resmini gönderdim. biraz yazıştık. sonra milli maçı seyrettim. seyretmez olaydım. ne güzel futbolla tüm alakamı kesmiştim. nerden bulaştım gene... 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

23 ARALIK 2024 PAZARTESİ

18 HAZİRAN 2024 SALI

20 MAYIS 2025 SALI