21 EKİM 2024 PAZARTESİ
sabah 6 gibi uyandım, pazar sohbetini unutmuşum. yatakta onu dinlerken sertleştim kendi kendime. ara verince böyle oluyor demek. sabah tıraş oldum. birkaç günden beri sifon çalışmıyordu. şimdi de kendi kendine çalışmaya karar vermiş. salona inip haftalardır ertelediğim haruna açacağım icra takibinin formlarını hazırladım ve yazıcıdan tümünün çıktısını aldım. icra dairesine öğleden sonra gitmeyr karar verdim. öğlene kadar evde oturup biraz taraviri, biraz star trek ve biraz da youtube videosuyla zaman geçirdim. gündem yoğun. fetullah ölmüş. ex'e, başın sağolsun diye mesaj atmayı düşündüm ama vazgeçtim. öğlen evden çıktım ve önce setbaşına dükkana uğradım. adnan ve mustafa dükkan önünde masalardalar. yanlarına oturdum. adnan hemen haftasonu macerasını sordu. mecbur yalan söyledim. olmadı desem taşak geçerler. zaten adnan kendi derdinde. arkadaşı yok mu, bana da ayarlasana bir tane kervanına mustafa da katıldı. orada fazla oyalanmadım. kırmızı tramvaylarla adliyeye gittim. hatta twiterda oyalanırken durağı kaçırmışım. adliyede artık tüm süstem değişmiş. nasıl icra takibi açılacağını sormak zorunda kaldım. önbüro sistemi var. artık fiziki dosya istenmiyor. icra dairesine çıkmadan önce bilgi işlemci hatice hanıma uğradım. gelmişken o kıza selam vermezsem ayıp olur. odasına bir girdim ki, şok... başörtüsü fora... tesettürü bırakmış. ki dindar bir kadındı. hiç o konuya girmeden sohbet açtım. kahve yaptı. beraber içtik. çocuklardan bahsettik. berra ile onun kızı bir gün arayla doğmuştu. ailevi meselelerden falan bahsettik. epey konuştuktan sonra icraya çıktım. dosya açılış işlemlerini yaptırdım ama bir sürü problem çıktı. evvelki hafta abdülhamidin verdiği para 20bin değil, 10binmiş. saymadan almıştım. harç için bankaya gittiğimde para yetmedi. mecbur ek hesabı kullanarak 17bin lira harç ödedim. takip talebi hazırlarken toplama hatası yapmışım. ikinciye 2500 tl daha harç ödedim. tam icra dosyası sisteme girdi. harun aradı o an. ona sms ile falan uyarı gitti sandım. yokmuş öyle birşey. tesadüfmüş. bu hafta tapuları alıyormuş. müşterin hala duruyor mu diye soruyor. bir de elektrik sorununu anlattı. geçenlerde de demişti bunu. yarın gidip problem nedir öğrenecem. icra dairesinde işler uzayınca birkaç kez daha hatice'nin yanına indim. hatta haticenin yanındayken ahmet aradı. icra dairesinden beni aramışlar ama onlara telefon etmişler. sistemde onların kullandığı telefon numarası kayıtlı anlaşılan. icra işim bitince ali ustayı aradım. odamdayım, gel dedi. yanına gittim. bol bol adiye dedikodusu yaptık. adliye tahmin ettimden de beter haldeymiş. anlattıkları inanılır şeyler değil. zaten o da artık salmış. hiçbir iş yapmıyorum diyor. önüne gelen kağıtları imzalıyormuş sadece. bıtkınlık, umursamazlık, umutsuzluk yerleşmiş adama... haklı. bu ortamda kendini paralasan ne olur. benim adli dertlerim meselelerini açamadım. bir dahaki gittiğimde açarım mevzuyu. ki icra için yakın zamanda gene gidecem. ali ile çene çalarken berra aradı. erken çıkmak zorunda kaldım. adliye çıkışı köfteci yusufa uğradım. önünden geçerken sosisY tabelası görmüştüm. hot dog yapıyorlarmış. berra geçenlerde merak ettiğini söylemişti hotdog'u. bir tane paketlettim. 80 lira. yuh. abd'de bile daha ucuz olduğuna eminim. bizde tüm fiyatlar ama özellikle gıda fiyatları çığırından çıktı. tramvay ile eve döndüm. biraz sonra berra geldi. hot dog'u bayıla bayıla yedi. film açtı. ben de tüm gün birşey yememiştim. yemekleri ısıtıp yedim. hala 87 kiloyum. ekmek yemiyorum. günde tek öğün yiyorum. nafile. berra vakti gelince karateye gitti. ben de dışarı çıkıp kredi kartı borcunu ödedim. eve döndüm. dilek aradı. barbinden nasıl kurtulacam diye bana soruyor. :) ne bileyim ben. konuşurken berra geldi. berra geldiğinde önce öğrendiği hareketi üzerimde denedi. ben kum torbası olmaktan kurtulmak için kum torbası aldım ona güya :) gene beni kullanıyor. alt mavaşi ve üst mavaşiyi gösterdi. üsr mavaşiye karşı savunma hareketini de gösterdi. sonra koltuğa oturdu. yüzü asık. ne olduğunu sordum. bende kalmak istiyormuş ama okul malzemeleri yanında değilmiş. olmaz ki falan dedim ama baktım ki kalmaya çok hevesli, seni arabayla götüreyim. hem ben arabayı bırakırım hem sen eşyalarını alırsın. metroyla döneriz dedim. sevinçle kabul etti. giyindi ve yola çıktık. kent meydaına vardığımızda geri dönmek zorunda kaldık çünkü bizim şaşkın bukartını evde bırakmış. onu alıp tekrar yola koyulduk. üst yoldan gidecektim güya ama dalgınlığıma geldi, izmir yoluna girdim. allahtan çok sıkışık değildi. eve vardığımızda bahçe kapısı kapalıydı. ben arabada dışarda bekledim. berra yukarı çıkıp eşyalarını alacak ve bahçe kapısını açacaktı. bir süre sonra uzaktan kumandayla kapıyı açtı. arabayı parkettim. biraz sonra berra indi. ex arabayla geri dönmemizi istemiş. pek memnun kalmadım ama arabayla döndük. yol gene bonboştu. izmir yolu için bir mucize. evin önündeki park yerimizi kaptırmışız tabii ki... üst sokakta dar bir yer buldum ve şoförlük maharetimi kullanıp oraya parkettim. berra da muavinlik etti. yol kenarında beton mantarlardan vardı. onlar çok lanet. gözğn görmüyor. arabayı sürttürmek an meselesi. eve girmeden marketten birşey ister misin diye sordum. bim'e gittik. abur cuburun yanı sıra pembe yumoş bir battaniye gördük. bayıldı. onu da aldık. evde yeni battaniyesine sarılıp oturdu. çorba ısıttım. onu yedi bir tabak. sabah kahvaltısı için sigara böreği sardım. dolaba koydum. film seyrederken erkenden uyudu. benim de uykum var. ben de erkenden yattım. geceyarısı olmamıştı.
Yorumlar
Yorum Gönder