20 AĞUSTOS 2024 SALI
sabah uyandıktan sonra berra'nın uyanmasını bekledim. bilgisayar başında oyalandım. annemle ahmeti aradım. ikisi de açmayınca haydariyede olduklarına hükmettim. berra uyanınca ona sahanda yumurta yaptım ve hazırlanıp burgaza gitmek için yola çıktık. eski burgaz yoluna sapar sapmaz direksiyonu berra'ya bıraktım. bugün niyetim ona defalarca dur-kalk yaptırarak debriyaj gaz ayarına alışmasını sağlamak. ancak daha kevseri geçer geçmez yol dubalarla kapatılmış. berra'ya villaların arasındaki bir yan yola sapmasını söyledim. daha önce hiç girmediğimiz, varlığını bile bilmediğimiz bir yolda gidiyoruz. çıkışı da bilmiyoruz. gözkararı bir yerden saptık tekrar yola çıkarız umuduyla ama bir çıkmza sokakta bulduk kendimizi. bu arada ayşe berra'ya birkaç kere dur kalk yaptırdım. alışacak yavaş yavaş. ara yollarda ve sık sık dönüşlü bir yolda gittiğimiz için sürekli 3.vitesten 2 ye inmek gerekiyor ama berra vites kolunu boş pozisyonda kendine doğru çekmeden dümdüz indirdiği için vites 2'ye değil 4'e geçiyor. arabayı durdurup sadece vites değiştirmelerini gösterdim ve yaptırdım bir süre. eli alıştı. çıkmaz sokaktan çıkış manevrasını da tarif ederek berra'ya yaptırdım. ilk kez geri vites uygulaması yaptı. zor oldu ama becerdi. arabanın burnunu döndürdü. ama bunu yaparken çok zorlanmamış olmasına rağmen ilk kez yaptığı için heyecanlandı ve ruhsal olarak çöktü. ağlamaya başladı. direksiyonu bırakmak istedi. eh, hak verdim. hiç bilmediğimiz yollarda berra'yı direksiyonda tutmak mantıklı değil zaten... yola çıkış aramaya başladık. ama bulamadık. epey dolandıktan sonra yeni mudanya yoluna çıktık ama ters şeride... bademli köprüsünden dönerim dedim ama dönüş yok. mecburen şehir hastanesi yoluna girdim dönmek için. ama orada da istanbul yoluna dönmem gerekirken izmir yönüne saptım ve eyvah, dönüş yok. ilk rasladığım sapağa girdim. hiç girmediğimiz, var olduğunu bile bilmediğimiz köy yollarında dolanmaya ve mudanya yolunu bulmaya çalışıyoruz. yalnız, gördüğümüz yerler şahane. şimdiye kadar bu yerlerde niye hiç gezmemişiz ki... her yer bağlar bahçeler. hep adını duyduğumuz hasköy'e vardık. yolda berra'armut ağaçları gördü. istedi.ç hemen durup geri manevra ile armut ağaçlarının yanına geldik. berra 2 tane kopardı. sonta ben de 2 tane kopardım. tereyap armudu. berra bayıldı. 3'ünü yedi. daha da istiyor. keşke daha çok toplasaydık diye pişman olduk. araba ile batı yönüne gidiyoruz. ilk sapaktan batı yönüne döndüm. dedeköy diye bir yer. çok şahane köyler. civar harika. berra çiftlik istiyorum diye tutturdu. hayvan bekleyecekmiş. koyun, inek, domuz, tavuk, at... domuz beslemesine köylülerin izin vermeyeceğini söyledim. mümkün olduğunca kuzey yönünü tutturarak epey zaman yol aldık. yolda karaincir ağaçlarından 3-5 incir topladık. henüz zamanı gelmemi karaincirin. ama birkaç tane bulduk. en sonunda bildiğim yerlere geldik. yağhanenin oralara gelince yağhaneye uğradık. mehmet var, emin emekli olmuş. fazla kalmadık orada. mudanyaya indik ve berra'yı zeyno'da bıraktım. berra artık pek zeyno ile takılmıyor sanki. bugün gelmek istemesinin asıl sebebi de yağmur dene kızdı zaten. berra önce benle geli babannesini görmek istedi ama babannesinin evde olmadığını söyledim. o zeynoya gitti. ben eve girdim ki annem evde. bir sürü kadın misafiri var. meğer benim telefon manyaklaşmış gene. aramamış. biraz evde zaman geçirdim. sonra kızlara bakmak için sahile indim ama kızları bulamadım. acaba diğer plajdalar mı diyerek bütün plajlara baktım. hiçbirinde bulamadım. dondurmacıya gittim. oturup dondurma yedim. ahmet ile konuştuk biraz. homofobikmiş meğer. homoseksüellik hakkında uzun uzun konuştum. normal %5 lik orandan bahsettim. biraz ikna olur gibi olur. eve dönüp yattım ve biraz uyudum. arada yemek yedik.berra geldi denizden. duş aldı. para istedi. kızlarla birşeyler yiyeceklermiş. verdim. gitti. misafirler gitti. sonra akşam da yemek yedik. annem hep yaptığı gibi ensemdeki kılları söktü cımbızla. berra geldi. babannesiyle pek güzel anlaşıyor. kınalı saçlarına bayılıyor. sonra karnı acıkınca yemek de yedi. armuttan falan bahsettik. berra çok güzeldi deyince çıkıp sahildeki bir satıcıdan tereyağ armut aldım. satıcı ce yanındaki birkaç adamla biraz siyaset konuştuk. satıcı tam bir taşkafalı milliyetçi, ulusalcı. adamı mort ettim. eve döndüm. saat epey ilerledi. bursaya dönüp dönmeyeceğimizin kararını berra'ya bıraktım. saat 10 gibi dönmek istedi. eve geldik. şans eseri arabayı yakına park edecek yer buldum. berra ile biraz oturduk. berra eve girince bugün hiç japonca çalışamadım diyerek hemen tabletini açtı. günlerdir kendi kendine japonca öğreniyor. geç saat ayşe kartal aradı. epey uzun konuştuk. ceyardan son karısından da boşanmış. onu anlattı. ben de onlarla nasıl kapıştığımı anlattım. sonra ayşenin benle bir dönem papaz olmasına sebep olan atatürk mevzusuna geldi laf. bolayır savaşını anlattım. itiraz edemiyor ama kendince mazur göstermeye çalışıyor. komik argümanlar. sonra berra salonda birşeyler seyrederek yattı. ben de odamda uyudum.
Yorumlar
Yorum Gönder