26 HAZİRAN 2024 ÇARŞAMBA

 sabah 7 olmadan uyandım. 8 gibi berra'ya ilacını içirdikten sonra onu da uyandırdım. biraz daha uyumak istedi. fazla uyutmadım. zaten gece erken yatırmıştım burgaza gidecez diye... ona 2 yumurta ile sahanda yumurta yaptım. yedi bitirdi. hazırlandık ve arabaya atlayıp burgaza gittik. yanımıza mayo almamıştık. zaten deniz dalgalı. isabet. önce bahçedeki çilekleri yedik. ağaçtaki şeftalileri saydık. 30 tane kadar şeftali var. 1 ay sonra olgunlaşırlar. berra zeyno'nun yanına gitti. akşama kadar da eve gelmedi. önce tüketici heyetine gittim. aylar oldu, ses yok. binaya yanlış girişten girdim. sonra durumu toparladım. meğer benim başvuruma ocak ayında karar verilmiş. red... karar çıktısını verdi kadın. amına kodumunun karar vericisi dosyayı okumamaış bile. garanti süresi geçmiş deyip red vermiş. süre içinde servise verildiğinden ve servisin işlemsiz geri gönderdiğinden habersiz. başından savmış orospu çocuğu... ben annemin mutfağını boyamak için daha önceden getirdiğim boyayı açtım ki, meğer tavan boyasıymış. anneme söyledim. burdan boya alalım dedi. para verdi. nalbura gittim ama uyduruk markalar var. iyi marka 10 kiloluk. bize az lazım. eve döndüm. anneme ben sonra alıp gelirim dedim. yan sokağın başındaki nalbura uğradın mı dedi. uğramamıştım. bir de ona gittim. kartela alıp geldim. annem bir lila tonu beğendi. tekrar gidip boyayı hazırlattım. duvara sürdüm. annem çok koyu bu boya dedi. aslında alırken bir ton açığını almayı düşünmüştüm. korktuğum başıma geldi. tekrar gidip nalburdan boyayı açmasını istedim ama mümkün değilmiş. annem evdeki taavan boyasını katmak istiyor ama o zaman da boyanın özelliği kaybolurmuş. eve gidip odayı boyamaya başladım. fırçalar o kadar sulu ki, ilk kat boyayı ruloyu kurutmak için attım. sonra boyayı sürdükçe güzel oldu. annem de beğendi. akşama kadar büün odayı boyadım. bir ara mola sırasında balkonda otururken dilek mesaj attı. bülenti sordu. haberim yok dedim. bülent arayıp sormuyormuş. uslu duruyormuş. o da merak etmiş. kötü birşey olsa beni arar, merak etme dedim. bir ara berra ve zeyno balkonun altına geldiler. mudanyaya kütüphaneye gideceklermiş. para istedi. mandalla 100 lira attım. gittiler. 3'lü lanet koşular aşağıya masa atmışlar oturuyorlar, annem bir yandan ben bir yandan saydırıyoruz. o şerefsizleri görmek bile canımı sıkıyor. ensem bile şişmiş olabilir. zaten gün içinde kemal bodrumdaki köpek mamalarını fare gelir diye kaldırmamı stedi. kapalı torba, birşey olmaz diye konuyu kapattım. birşey istemeden, sataşmadan duramıyorlar. bunu kemal söyledi ama fişfikleyen fevzi değilse birşey bilmiyorum. o orospu çocuğu asla kendini ortaya sürmez. boyayı bitirdim. oda epey güzel oldu. berra'yı beklemeye başladık yemek için ama berra telefonu açmayınca biz oturduk, yedik. türlü yapmış annem. iyi ki aklıma geldi. ben de epeydir türlü yapmıyorum. yarın yapayım. yemekten sonra biraz daha rötuş yaptım boya ile. duş aldım. sonra berra geldi. mudanyaya yürüyerek gitmiş, yürüyerek gelmişler. aşağıdan bana telefon etti. çok yorgun. hemen gidelim dedi. yukarı gelmesini söyledim. balkonda oturup kiraz yedi. yemek istemedi tokmuş. kek alıp yemişler. sonra yola çıktık. aarabayı tamire bırakıcam. geç kaldım. tamirci kapanır diye korkuyorum. ama boztaş şansı işte.. yolda daha önce hiç tıkanıklık olmayan yerler bile tıkalı. dükkan kapanmadan yetiştik. melih gelmiş. hoşgeldin dedim ve başsağlığı diledim. ziya boztaş da orada. murt murt oturuyor. ben de selam bile vermedim. yüzü sapsarı. yakında ölür. melihe arabayı gösterdim. bizi metro istasyonuna gönderir misin dedim. birazdan bir araba gidecek ama ziya da olacak dedi. olsun dedim. ve arabaya binip ilk metro istasyonunda indik. berra çok yorgun. ayakta duramıyor neredeyse. gözleri kızarmış. inşallah uykusuzluk veya yorgunluktandır. bana elma şekerini hatırlattı. hakkaten de dün elma şekerleri berbat olduğu için almamıştım. bilvanis'e gittik ve 5 tane elmaşekeri aldı. 35C ile eeve gittik. sokağın köşesinde kadirden tavuk döner istedi onu eve gönderip tavuk döner yapırdım. kadir gene torpilli yaptı. evde karnını doyurdu ve elmaşekerini yedi. film açtı. ben de birşeyler tıkınmak için aranıyorum ama 3 gündür aç gezmeme ve sadece akşam yemeği yememe rağmen 86 küsur kiloyum. yememeliyim. milli maç saatine kadar font türkçeleştirdim. maç başlarken berra'dan izin isteyip maçı açtım. kahve yaptım kendime. berra yatıp uyumaya çalışıyor ama uyku tutmuyor. sağa sola dönerken bana çarptı ve kahvenin birazı üstüme ve yere döküldü. yaktın babanı hain çocuk dedim gülerek. en sonunda uyudu. maçtan sonra biraz daha fontlarla uğraştım. sonra yattım, uyumadan barbin'e mesaj attım. maç muhabbeti ettik. o da dilek'i soruyor. haberim yok dedim sonra da  uyudum. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

23 ARALIK 2024 PAZARTESİ

18 HAZİRAN 2024 SALI

20 MAYIS 2025 SALI