28 MAYIS 2024 SALI
Sabah uyamdıktan sonra evde biraz oyalandım ex'in bana gönderdiği kurs grubunda paylaşılmış bir gönderi vardı. bazı soruların çıktısını almamız gerekiyordu yazıcıdan. ama yazıcının kablolarını bulamadığım için yapamamıştım. setbaşında dükkanda almayı planlamıştım. setbaşına dükkana gittim. erdinç adnanın orada. adnan yok. tülümen gelmiş. dükkandaki yeni malzemelerden anladım.. eceme gelmiş anlaşılan derken tam arkanda dedi. ben erdinçle konuştum. kahvaltı ediyor. ardından eve gidip işe başlayacaz. o arada tülümenin yanına gittim ve para işareti yaptım. gene klasik sallama pozisyonuna geçti. para yokmuş da kızına bile maaş ödeyememiş de... masal masal. en sonunda tartışma çıktı. sesler yükseldi. bir hışım erdinç'in yanına gitti ve bana erdinç'in parasını kendisinin ödeyeceğini söylüyor. sanki problem erdinç'in parasını ödemekmiş gibi. karşılıklı tansiyon yükseldi. en sonunda alttaki eski dükkanda konuşalım dedi. artık arkadaş değilmişiz de dükkanda ona bağırmışım da, klasik haksızın haklı çıkma manevralarını çekiyor bana. ağır laflar ettim ve artık ona hesap yapma hakkı falan tanımadığımı, ben nasıl dersem öyle halledeceğimizi söyledim. bana ödettiği faizin haddi hesabı olmadığını hepsini ona yansıtsam anasının sikileceğini söyledim. ben herşeye rağmen onu yakmayacak bir hesap yapacağımı söyledim. tülümene kalsa 5 sene önce aldığı 10bini 10bin olarak ödeyecek. bu herifle para işini hallettikten sonra hiç görüşmeye niyetim yok. barbin ilk görüşte ona teşhisi koymuştu zaten. yavşak. tartışma çıkınca benim çıktı alma işi de yalan oldu tabii. zaten tamamen aklımdan çıktı. erdinç'i alıp eve gittik. malzemelerri almışlar. o malzemelerden beni siktiklerine eminim. ama ses etmiyorum. buatları ve anahtarları bağlamaya başladı. alt katı bitirecek gün içinde. yavaş çalışıyor. sohbet, çay, sigara... o iş yaparken ben de ingilizce kursundan verilen ödevi yapayım dedim ama canım hiç yapmak istemedi. yapmadım. benim okul dağılmadan berra'ya çantasını götürmem gerek. 2buçuk gibi işi bıraktırdım. çıkıp okula gittim. berra'ya çantasını verdim. bu akşam annesine gidecek yarın gene bana gelecek. okuldan hızlıca kursa gittim. ders başlamadan millettten ödevi alıp yapayım dedim ama kimse yapmamış. ders başlayınca abdurrezzak sırayla sormaya başladı. bana her sıra gelişinde anlık cevaplar verdim. hepsi de doğruydu. fena değilim ama dersin devamında konuşmayı dinleyip anlama faslı vardı. tek kelimeyle sıçtım. duyduğum konuşmada kelimeleri ayırt edemiyorum. bu ders hiç verimli olmadı o yüzden. boş zamanlarda ve geceleri sürekli ingilizce dinleme işine yoğunlaşmalıyım. neyse ki tüm ders konuşmayı anlama değildi. geçmiş zaman konusuna girdik. bu konuyu zaten biliyorum. dersi erken bıraktık. herkesin işi var. ben de nilü'ye uğrayacam. ordan gülay'ın yanına hastaneye gidicez. nilü'nün evine gittim. yolda aramıştım. evde değilmiş. dönüyormuş. caminin avlusunda oturup gelmesini bekledim. biraz sonra aradı. evin önünde bekliyor. beraber eve çıktık. otourup biraz sarılayım, öpeyim falan istedim ama doğru dürüst oturmadı yanımda. manda sütü almış, bir yandan onu kaynatıyor, bir yandan eşyaları topluyor. bir yandan gülay'a götüreceklerini ayarlıyor. bu arada kedisi susam beni tanımaya çalışıyor. pek hoşlanmadı benden şimdilik. arada birkaç pati darbesi bile vurdu. paçalarımı kokluyor. yarım saat kadar evde kaldıktan sonra beraberce çıktık ve otobüse binerek şevket yılmaz hastanesine gittik. yolda otobüs bozuldu ve aktarma yaptık. yeni hastane binası yapılmış. kalp aritmi hastanesi olarak kullanılıyor. gülay'ın yanına gittik. ziyaret saati biz girerken bitmişti. ama ben epey bir saat kaldım. gülay'a geçmiş olsun dedim. biraz sohbet ettik. dondurma yerken algida dondurma hikayesini anlattım. dilek-bülent mevzusu açıldı. çağdaş- modern erkek mevzusu da... bana birinin musallat olduğunu söyledim. telefonumda tinder var diye numaradan takaza etti nilü... bir ara gülay'ın sigara içmesi bahsi açıldı. sonra laf nasıl olduysa içki içmeye eldi. nilü atladı hemen.. en iyisi koko çekmek diye. koko uyuşturmaz ki, azdırır dedim. biliyorum, ikimize de lazım dedi kahkaha atarak. ben de seni bunu söylediğine pişman etmezsem ne olayım dedim. zaten gün boyu götü gözüme şahane görünmüştü. beli düzelsin çok fena edicem onu. ben giderken asansöre kadar uğurladı beni. asansörün önünde biraz öpüştük. çıkışta otobüs bulmak sorun oldu. yanlış durakta beklemişim.doğru durağa otobüs gelince koşarken telefonu düşürdüm. kırılmadı allahtan. otobüse yetiştim. heykele gitmiyor ama incirlide indim. yürüyerek eve gittim. erkenden yattım uyudum.
Yorumlar
Yorum Gönder