18 MAYIS 2024 CUMARTESİ

 bu sabah 6 gibi uyandım ama kafamı kaldıramıyorum. anında tekrar sızdım. 9'a doğru uyandım. tuvaletteyken barbin de uyandı. abdal'a kahvaltıya götürdüm onu. barbinle tek muhabbet dilek/kamer/bülent üçgeni. kahvaltıdan sonra gözlüğünü tamir ettirmek için ulucaminin oraya gittik. 5 dakikada tamir edildi. sonra koza han'a atilla'nın yanına uğrayalım dedim ama atilla yok. barbin kamer'e hediye bir tane ipek fular aldı. fiyatları ne biçim artmış. paranın sadece adı kalmış. yürüyerek eve döndük. barbin eşyalarını topladı. bu sefer birşey unutma, her seferinde birşey unutuyorsun. sonra onu bahane edip geri geliyorsun. sıkıldım ulan senden dedim :) ilk seferinde şemsiyesini, ikinci de çoraplarını unutmuştu. arabanın yanına gittiğimizde dün oradaki bahçeye bıraktığım yavru kedinin sesi geldi arabanın tekerleğinden. bakındık ama göremedik. bir süre sonra fırt diye bahçeye kaçtı yavru kedi. haşarı adını verdiğimiz kediydi bu galiba. bülent yola çıktı. eve döndüm. masturbasyon yapmak istedim ama hiç havamda değilim. sertleşemedim bile. ben de vazgeçtim. koltukta otururken uyudum biraz. uykusuzum. gece doğru dürüst uyuyamadım. uyandığımda ex'in bana attığı mesajları gördüm. berra'nın doktor randevusu ile ilgili bilgi vermiş. arada laf da çakmış. neyse, önemli değil. gün boyu barbin ve dilek ile yazıştık, konuştuk durduk. bir ara dilek bana fal baktırdığını ve falda benim çıktığımı söyledi. hey allahım.. nedir bu kadınların fal merakı ve fal inancı... falcı demiş ki, hayatına adı İ ile başlayan biri girmiş. sana yardım ediyor demiş. bu kadın bülent onu terkettiğinde -ki öyle olacak gibi- bana yazmaz inşallah... içimden bir ses öyle olacağını söylüyor. gün içinde sürekli anne mami'nin yavrusunu yalnız bırakmasını kolladım. anne hiç ayrılmıyordu. en sonunda yavruyu sahanlıkta tek başına denk getirdim. bu sakin yavru olduğunda rahatça yakalayıp kutuya koydum ve bahçeye bıraktım. diğerine bugün süt bırakmıştım. bana tıslayıp kaçmıştı. baktım, sütü içimiş. diğerini de yakına koydum. kutuyu da yuva gibi yerleştirdim. tekrar süt koydum. eve döndüm. tuz ruhu ile önce üst balkonu yıkadım. öylesine kirli ki tuz ruhu yetmiyor. tel ile ovalamam gerekecek. sonra alt sahanlıktan bütün kırılan dökülenleri ve çöpleri topladım. sonra tuzruhu döktüm. bol bol su ile yıkadım. o sırada bir farkettim ki, mami hâlâ kapalı yerde duruyor. gitmemiş. rampayı tekrar kurdum gidebilsin diye. rampasız dışarı çıkamaz ve açlıktan ölür orada. durmadan acı acı miyavlıyor. herhalde yavrularını kaybettiği için. bana saldırmayacağından emin olsam alıp yavrularının yanına götürürüm ama izin vermez. nilü'yü arardım ama açmadı. sonra beni aradı. arkadaşlarıyla birlikte istanbula gidiyormuş. kızdım ona. delispor dedim. çok sıkıldım diyor, başka birşey demiyor. akşam 8'e doğru nihayet berra aradı. gidip onu almam gerekiyor. dev ayısı yanında, o yüzden arabayla almam gerek. konum attı. yeşilyayla'da aslı'nın evine gittim. berra'yı aldım. dönerken karnın aç mı diye sordum. canı tavuk döner çekiyormuş. ama evin ordakini istiyor. araba için kolayca park yeri buldum gene. kazadan beri millet sokak arasına araba bırakmıyor sanki. ya da belki bütün arabalar tamirciye gitmiştir. bilmem ki... berra'ya tavru kedileri gösterdim. gidip tavuk döner aldık. tam ekmek. yedi ve ilave istedi. kız çatlayacaksın dedim. sonra para verdim, git al dedim. vazgeçti. bu arada, dilekten mesajlar geliyor. bülent ilk olarak evine gideceğini söylemişti ama aparta, dilek'in yanına gitmiş. dilek kızıp bağırmadığı için çok mutlu. kuzu gibiyim diyor. barbin ise oradan eve gitmiş ve kısa bir azar ve küslükten sonra şaşırtıcı bir şekilde karısıyla arasını düzeltivermiş. bu işi de aldığımız fular sayesinde becermiş. alırken anneler günü hiç aklımızda yoktu ama kamer anneler günümü bile kutlamadın diye şikayet edince bavuldan fuları çıkarıp bak bakalım düşünmüş müyüm deyip fuları vermiş. kadın mest. barbin kafasında dilek işini bitirdi böylece. gene de belli olmaz. dur bakalım. şu anda rüzgârlar kamerden yana...  ayrıca, dilek'in koyduğu resimlerden nasıl olup ta bülentin net şekilde tespit edilebildiğini de öğrendik. resimlerin altında çekildiği telefonunu markası yazıyormuş ve yazan marka barbinin telefonu... herşey kabak gibi ortada yani... kadın aklı... detaylara hakimiyet ve dikkat... bizde olmayan şeyler... akşam tartıldım ve fecaati gördüm. 88... felaket... barbinle bira, çerez falan derken 4 kilo almışım. yarın aç gezecem. ama bugün gene tıkındım. zaten son bir haftadır günde 3 öğün yedim neredeyse hergün... eski rutinime yani sadece akşam yemeği ile günü geçirme rutinime dönmeliyim. gece kalan makarnayı bitirdim. 2 tane tatlı almıştım. birini yedim. diğerini de birazdan yerim herhalde... berra resim yapmaya başladı. halıya boya sıçratsam olur mu diyor. eski halı zaten.. önemli değil. zor bir resim yapıyor. benden yardım istedi. blog yazıcam dedim. hem senin resmine karışmamam gerek dedim. akşam üzeri çok canım sıkıldı. tuğba radı ve ahmet denen şerefsizin benim için pedofil orospu çocuğu demiş. acayip sinirlendim. şerefsiz yazılımcı olduğu için tuğbanın telefonuna hesaplarına erişebiliyor belli ki... casus yazılım kurmuş galiba tuğbanın telefonuna. benim lakabımın kültürlü koala olduğunu bile öğrenmiş. bu it oğlu it tuğbanın başını belaya sokacak. ayrılsa tuğbayı ifşalar bile. amına kodumunun konyalısı. konyadan adam çıktığı nerde görülmüş. barbine anlattım mevzuyu. telefonunu formatlamasını ve tüm hesap isimlerini değiştirmesini tavsiye etti. tuğbayı uyaracam. gece geç saat oldu. berra hâlâ uyumadı. ben de ayaktayım. gözümden uyku akıyor aslında. geçen günkü gibi yastıklardan yere yatak yaptı. yatarak film seyredecek. gece tuğbayı aradım ama açmadı. çocuk bakıyor bugün. pek müsait değil sanırım. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

23 ARALIK 2024 PAZARTESİ

18 HAZİRAN 2024 SALI

20 MAYIS 2025 SALI