16 MAYIS 2024 PERŞEMBE
sabah geç uyandım. 8 olmuştu saat neredeyse. bu uzun süredir bir ilk. anne mami yavrularının yanında gene. hemen berra'nın kahvaltısını hazırladım. dünden sosis istemişti. yanına yeşil zeytin ve salatalık da ekledim. yedi ve gitti. beni durağa götürmeyecek misin diye soruyor, ben de yoo, dedim. madem öyle ben de kaçacam diyor. sıkı sıkı sarıkıp kaçacaksan seni bırakmam dedim. tamam tamam kaçmam diyerek gülüştük. okula gönderdim. dün akşamdan beri buzdolabı gene sesli çalışıyor. bunu tamir mi ettirsem, yenilesem mi bilmiyorum. iyice harap oldu. taşınırken nakliyeciler epey hasar vermiş. zaten ikinci eldi ve bir sürü parçası eksikti ama yeni model beyaz eşyalarını ne kadar dandik olduğunu da annemden biliyoruz. öfff... telefonum gece kapanmış, şarja taktım. tuğba mesaj atmış arayayım diye. berra'yı göndedikten sonra aradım konuştuk biraz. artık daha olgunlaşmış ve kadın erkek eşitliği konusundaki sivriliği biraz törpülenmeye başlamış. 70'ler seks filmi kadın yıldızlarıyla ilgili bir tweet gndermişti. bundan bahsetttik biraz... nilüferle yazıştık sonra. kızı pınar kendi evine götürmek istiyormuş. nilü gitmek istemiyormuş. okul veli grubunda kıyamet koptu tam o sırada. . bir çocuğun parası çalınmış. bir çözüm önerisiyle konuya dahil oldum. nilü ile hırsızlık hakkında konuşmaya başladık. gene "modern çağdaş adam" mevzusundaki gibi takılıyor. hırsızlara karşı bir enpati yaptı ki evine buyur edesi gelir insanın. :) kediden bahsettim. ölüyü mutlaka al, yoksa hepsi ölür dedi. ama mami asla izin vermiyor. hiç başlarından ayrılmıyor. birşey yapmaya kalksam saldıracak, belli... alerji hapını aç karnıma yutmamak için sahanda yumurta yaptım kendime. sonra yatak odasına çıkıp biraz yattım. odaya artık fiş getirdiğim için telefonu şarja taktım ve video dinleyerek yattım. uyumuşum biraz. öğlen gibi kalktım ve dükkana gittim. tülümen yok. zaten onla işim de yok. adnan lazım bana. elektrik işinin maliyet hesabını yaptıracam ona. diğer kalemlerin de hesabını çıkarıp ona göre ediple kavgalaşıcam. adnan yok. birazdan tülümen geldi. dükkana girmeden hemen pasaj girişine çektim. epey sert ve kızgın bir konuşma yaptım. yer sahibinin bana binlerce lira soktuğunu, kendisi yüzünden 50bin liradan fazla zarar ettiğimi, güya kâr edecektim, kıçıma girenin haddi hesabı yok dedim. kâr ettin ya diyor. küfretmemek için kendimi zor tuttum. amına kodumunun salağı. bana telefondan whatsapp mesajı gösteriyor, para gelecekmiş.bakmadım bile. çok gördüm ben o mesajları. nitekim gün boyu hesaba para falan yatmadı. siktiminin yavşağı... bu işin tek çözümü var. dişler implant yaptıracam. parayı o ödeyecek. eski alacağı öyle halledicez. çünkü başka türlü ödeme ihtimali yok. yenisini de bağır çağır alacaz bir şekilde. dükkanın yanında çayocağının sandalyesine oturdum. adnan'ı bekliyorum. yüksel geldi. gel otur, muhabbet edelim dedim. çay söyledim. chp ve siyaset konuştuk. bozbey hakkındaki fikrimi anlattım. o da farkında. anladığım kadarıyla iktidara geçince yüksel gibileri tasfiye etmişler. eski konumunda değil sanki... o gittikten sonra muhammed hoca yanımdan geçti. selamlaştık. gel biraz yürüyelim dedi. adnanı bekliyorum ama geç gelecek herhalde deyip ona eşlik ettim. nereye gidiyoruz diye sordum. yemeğe gidiyormuş. bana yemek borcu vardı zaten. reyhanda bir lokantaya gittik. lüks bir yer değil. gelen hesaba aklım şaştı. 2 kişi sıradan bir yemek 1000 lira. çüş. hoca normal diyor. bir kişi 500 liraya ancak doyuyor diyor. bu memleket ölmüş. iflah olmaz artık. döndüğümde adnan dükkandaydı ama tekrar çıkmak üzereydi. hemen gelicem dedi ama benim akşam üzeri okula gitmem gerek, berra'ya dondurma sözüm var. duvar dibindeki sandalyeye oturdum beklemeye başladım. bir ara mustafa çağırdı. yanına gittim. çay içtik. mustafa gene katır inadını konuşturuyor. bahçelinin ibne olmadığını söylüyor. ulan tüm türkiyenin bildiğini inkâr ediyorsun. biraz da futboldan şampiyonluklardan bahsettik. 1-2 şampiyonluk hariç tümünün hileli olduğunda mutabık kaldık. okula gitme saati geldiğinde adnan gelmemişti. okula gittim. berra'yı bekledim biraz. çıkışta, yarenler birlikte geldi. yaren'in gitarı var. wish you were here çalsana dedim. bilmiyorum dedi. youtube'tan dinlettim. berra ile birlikte yıldırım belediyenin ordaki dondurmacıya gittik. dükkan tamamen yenilenmiş. sahip mi değiştirdi dedim. yok abi, ben seni hatırlıyorum dedi tezgâhtaki adam ama bana dair hatırladığını söylediklerinin benle alakası yok. 2 şer top yedik. berra çok beğendi. 2 top daha aldı. ben de 1 top ilave aldım. ejder meyveli. ilginç bir tat. hafif ekşimsi ama güzel. beraber yürüyerek eve doğru yola çıktık. a101'e uğradık. geçenlerde aldığım karışık meyve suyu aradım ama yok. ayşe berra kendine ped aldı. bir de berra'ya söz verdiğim amazon aboneliği aldık. giderken karagöz baklavacısının önünden geçiyorduk. dünkü baklava faciasından sonra iyi bir baklava yiyelim diye baklava aldık. yolda sevil'e rastladım. sevil'in görünüşü beni şok etti. rezil bir makyaj. suratında meymenet kalmamış. bir zamanlar bu kıza müstakbel yeni sevgili hatta karı gözüyle baktığıma inanamıyorum. zaten bir sosyopata meftun olduğu ortaya çıktığında dandik bir kişiliği olduğunu anlamıştım. fiziken de dökülüyor artık. allah korumuş. neyse, sevilden annemin köyde olduğunu öğrendim hiç değilse. durağa gidip 35C'ye bindik. eve vardık. berra kapıyı anahtarı ile açıp kapıyı içerden kilitledi. beni dışarda bıraktı. pencereden bana gülüp eğleniyor. tam o sırada tuğba aradı. sokakta onunla epey konuştuk. sonra eve girdim. buradaki a101'e gittim sonra. aradığım meyve sularını buldum. eve dönüp amazon prime kurmaya niyetlendim ama bok gibi bir kurulumu var. karmaşık ve uzun. hatta yardım için beren'i görüntülü bile aradık. 1 saat uğraştıktan sonra becerdim. akşam yemeğini yedik. bugün nilü ile hiç görüşememiştim. bir ara görüntülü aramıştı. görüşemeden telefon kapanmıştı. sonra günboyu erişemedim bir daha. mesaj üstüne mesaj yazdım. gene bir halt mı ettim diye sordum. aradı en sonunda. hastaneye gitmiş, telefonu kapanmış. o yüzdenmiş. valla günboyu endişelenmiştim. uzun uzun konuştuk. berra'nın ilk reglini anlattım. çok hoşuna gitti. hatta biraz gıpta etti sanki... yemekten sonra kâh blog yazarak kâh berra ile şakalaşıp oynaşarak geceyi geçirdim. baklavayı yedik. tadı gayet güzeldi. empty space izledim. ilk izlediğimde hissettiklerimi ve sonra aynısının başıma gelmesini düşündüm. ha bu arada, kediler gitmemiş, hâlâ burdalar. hatta mami bir ara rampayı devirdi. düzelttim. yarın gerekirse zorla mami'yi kovup yavruları çıkaracağım. gece yatmaya yakın dilek aradı. bir arkadaşının oğlu uyuşturucudan ceza yemiş. kesinleşmiş. ona yardım ettim elimden geldiğince... nilü ile yazıştık. pazar günü berra ile beni kahvaltıya çağırıyor. sen iyileş ondan sonra dedim. ısrar edince kızdım. razı geldi. gece şahane bir youtube ingilizce kanalı buldum. önce normal söyleyişle bir cümle söylüyor, sonra tane tane... tüm gece onu dinledim. bundan sonra her gece dinleyeceğim.
Yorumlar
Yorum Gönder