15 MAYIS 2024 ÇARŞAMBA
sabah 4'te uyandım gene... tekrar uyudum. 6'da gene uyandım. en son 7'de uyandım. anne kedi yavrularının yanında. sütlacın ölüsünü almama izin vermedi. bülent'i uyandırmaya gittim ama o da uyanmıştı. sabah erkenden yola çıkıp oğlunu almaya gidecek. birşey yemeyecem, çay yeter dedi ama çayı koyduktan sonra ben bülent için tost yaparken ayşe berra da uyandı. ona da tost yaptım. 2 şer tane yediler. kendime de sahanda yumurta yaptım. 7buçuk gibi bülenti yolculadım. ardından ayşe berra ile durağa gittik. 35C ile okula gitti. ben de eve döndüm. ne olduysa yemeğe dadandım. bir tüm tahıllı ekmeği yağ bal ile yedim bitirdim. öğlen 12'ye kadar evde zaman geçirdim. youtube videosu izledim. onları da yarım yamalak... bir ara dilek'i aradım. bülente söylemiştim arayacağımı. sıkı sıkı tembihliyim tabii... dilek açık bulmakta hatta yaratmakta çok mahir... ona dün gece her ne yaptıksan, yaptıysanız bir daha yapma, bülentin suratı çok berbattı dedim. konuşmak istedi. telefonda konuştuk. kendi bakış açısıyla olayları bana anlattı. bu yaptığını yaparak kimin ekmeğine yağ sürdün diye sordum. kalakaldı bir an ve çok pişman olduğunu söyledi. bülentle de konuştuk. dilek ile ilişkisinin artık bittiğini söylüyor ama bu sözü ondan daha önce de duydum. pek inandırıcı değil. bırakamaz dilek'i... gerçi bu sefer karısı ile ilişkileri hiç olmasını istemediği şekilde gerildi. o işin sonu nereye varacaksa varsın daha bana çok yansıması olacak gibi... bakalım. öğlen önce edip'e uğradım. edip'in ömer diyeceği ağzını büzmesinden belli. nitekim sonradan görüştüğümüzde su yaptı. benden abuk sabuk fiyat farkı istemeye kalktı. korkuluk için para istiyor. üstelik 4 kat. itiraz ettim. ama kavgayı yarına öteledim. bana hesap çıkar, ben de çıkaracam. yarın görüşürüz dedim. yarın kıyamet kopacak. bugün hiç kavga etmeye niyetim ve halim yok. sonra bankadan yutulan kartımı aldım. setbaşına dükkana gittim. tülümen yok. ecemle borsa konuştuk. bütün kağıtlar düşüyor. niyesini sordu. akape ile mehape'nin boşandıklarını, bahçelinin boşanmak istemediğini arıza çıkardığını, bu yüzden ekonominin taklaya geldiğini anlattım. ex para göndermişti hesabıma. mesaj da atmıştı kızımın bukartının vizesi için. okula gidip berra'dan bukartını aldım. zili beklerken parkta nilü ile konuştum. dilek ve bülent mevzusunu anlattım üstükapalı. dilek'e hak verdi. bülent iki tarafı da idare etmeye çalışıyor diyor. ben de dilek'in yönteminin haksız olduğunu söylüyorum. zil çalınca yukarı çıkıp bukartı aldım ve fomaraya gittim. vize işlemini yaptırdım. işbankasındaki tüm parayı çektim. dünkü olaya kızgınım. okula gitmeden yol üstünde ex'e uğrayıp 7000 tl verdim. hâlâ 1800 lirayı da istiyor. vermeyecem. o inat, ben inat... okula gidip bukartını berraya verdim. bir de yolda bulduğum parmağını tükürükleyip tutunca dönen ottan bulmuştum. berra arkadaşlarına gösteri yaptı. okuldan sonra tekrar dükkana gittim. tülümen hâlâ yok. bursadaymış ama hiç gelmemiş. beni sallayıp duruyor. bu adamın para mara ödeyeceği yok. berra için pazara gidip meyve almam lazım. ex mesajla meyve istediğini söylemişti dün. akşam yemeği için biraz alışveriş yaptım. evdeyken berra geldi. anahtarıyla kapıyı açtı, içeri girdi. koltukta biraz bitkin bitkin oturdu. dilini sarkıyor. çok yorulmuşmuş. oyun yapıyor. sonra beraber pazara gittik. yaz meyveleri çıkmış ama henüz pek iyi değiller. güzel erik bulduk. çilek zaten artık 4 mevsim var. ama kiraz ile şeftaliyi elden geldiğince iyisini almaya çalıştık. gene de pek matah değiller. idare eder. eve dönerken tuvallerim nerde diye sordu. bilmiyorum. sen eve git, ben yeni tuval alıp gelirim dedim. 2 tuval ve 1 akrilik siyah boya aldım. 250 lira. oha... 7 liralık boya 50 lira olmuş. eve döndüm. hemen yemek pişirmeye koyuldum. berra musakka istedi. patlıcan musakka, bademli tavuk çorbası ve makarna yaptım. yemek öncesi meyvelere dadanınca fazla yemesin diye önünden aldım meyveleri. yemekten sonra... çorbayı çok sevdi. hazır çorba. ama 6-7 kepçe çorba içti. perfect, great falan diyor. yemekten sonra meyveleri yıkadım, yedi. canım baklava çekiyordu son zamanlarda. berra da fıstıklı baklava istedi. nereden alayım diye düşünürken enderden almaya karar verdim. burgazda ne güzel bir sürü seçenek vardı. burda nereden alacağımı bilemiyorum. enderden aldığımzı baklavayı yedik ama ikimiz de sevmedik. tatsız kötü bir baklava. üstelik sayıyla almama rağmen 300 kusür lira tuttu. bin pişman oldum. akşam dilek aradı.yatak odasına gidip rahat konuşayım dedim ama bir süre sonra berra baskına geldi. canı oynaşmak istiyor. üstüme atlayıp gıdıklamaya başladı. dilek de baba-kız neşemizi canlı dinlemek zorunda kaldı. sonra biraz daha konuştuk. sadece sohbet etmek için aramış. özel bir durum yokmuş. onun bozulduğu kadın lafının mesleki defermasyon olduğunu örneğiyle anlattım. anladı. akşam ayşe berra beni çağırarak üst kattan indirdin kaç kere, cezalasın, beni sırt eksper ile üst kata çıkaracaksın dedi. bu hayatının son sırt eksperi, çünkü artık çok ağırsın ve ben sakat bir babayım dedim. en üste sırtımda taşıdım ama dizlerim titredi bir ara sahiden. akşam blogumu yazarken de dilekle mesajlaştık epey... tam o sırada tuğba aradı. izin isteyip odama çıktım. uzun uzun tuğbayla konuştuk. neredeyse 1 aydır görüşemiyoruz. son zamanlarda olanları özet olarak anlattım. en çok ex'in bir iyi bir kötü hallerine şaşırdı. onun da annanesinin 20 dakika kalbi durmuş. sonra dirilmiş. bir sürü görücü çıkmış gene. bir defasında da kumpasa getirilmiş aynı benim gibi. ahmetle de arası son derece iyiymiş. şimdi dilekle tekrar konuşmam lazım. bülentin ona karşı bakışında bozulma olduğunun farkında. beni aracı olarak kullanmaya çalışıyor. belki de benden medet umuyordur. bilmiyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder