11 MAYIS 2024 CUMARTESİ

sabah 4'te uyandım. dün deöyleydi. tıraş oldum önce sonra da su ısıtıp banyoya girdim. dünden hazırladığım takım elbisemi giydim. takım elbisenin kol kısmında 2 tane ufacık delik var. sadece 1-2 kere giydiğim takım. güve marifeti galiba. daha önceden aldığım taş naftalinler bir boka yaramıyan cinsten galiba. ilk fırsatta naftalin almalıyım. yanıma bir igs çantası aldım ve içine yolda okuyacağım kitabı, şarj aletini, anahtarları falan koyup şemsiyemi de alarak dışarı çıktım. saat 9'u geçiyor. yol 6 saat, düğün akşam 7'de. öğleden önce otobüse binsem iyi olacak. yağmur yağıyor bursada. ankarada da yağacak. hava durumuna bakmıştım. 35C- metro-tramvay üçlüsüyle terminale vardım. bu arada; daha önce hiç giymediğim fiyakalı ayakkabıların ıslak zeminde acayip kaydığını da öğrendim. sakin sakin ve tuhaf bir yürüyüşle gittim hep. kamil koç'tan 11 arabasına bilet aldım. 1 saat kadar terminalde bekledim. ex de bu saattlerde terminalde olur diye bakındım ama göremedim. yol 5 saat sürüyormuş artık. aslında 0bilete baktığımda çok daha ucuza biletler vardı ama gidişte bir sürpriz yaşamak istemediğim için kamil koç'tan aldım. ama sürprizi koç yaşattı. arabada wifi yok. monitörler de kapalı. yok boyunca kitabımı okurum ben de. artık biletler basılı verilmiyormuş. telefona mesaj geliyor. o kadar uzun zamandır otobüse binmemişim ki... otobüsün yola çıkmasını arabada beklerken nilüfer aradı. çok şaşırdım. bitmemiş miydi. açtım telefonu. konuştuk. herhangi bir gerginlik yoktu konuşmada. zaten bugün için düğüne gideceğimi hatırlıyor. sen şimdi yoldasındır, konuşamazsın diyerek uzatmadı konuşmayı. yol boyunca kitap okudum. aslında wifi olsaydı arada telefondan youtube açıp kulaklıkla ingilizce dersime de devam etmeyi planlamıştım. ama heyhat.  blog yazdım arada. kitabın ise yarısına geldim. iyi oldu. evden çıkarken birşey yememiştim. otobüs ikramı kek ile idare ettim. akşam otele kadar başka yemek yok. otobüste çay kahve de yok. olsa açlığımı idare edicem ama yok. öyle olunca arada ilave bir kek daha istedim. Aşti'ye vardık akşam 4 gibi. önce metronun son seferinin saat kaçta olduğunu öğrendim. maalesef erkenmiş. geceyarısı olmadan bitiyormuş. kötü. ex-bacanak mustafa'yı aradım. ona biraz takıldım.gece yolda kalırsan araraım ha dedim. bu arada, arkadan esranın sesi geliyordu. ablası da benle aynı zamanlarda ankaraya varmış. gece esralarda kalır sanıyordum. kalmayacakmış, o da benim gibi dönecekmiş. kredi kartıyla metroya bindim.  Kızılay'a gittim. kızılaydann otel yürüme mesafesi. daha önceden şükranı arayıp öğrenmiştim. otele yürüdüm. yağmur başladı. allahtan yanıma şemsiye almışım. otele vardım. lobiye geçmeden elimdeki torba ve şemsiyeyi uygun bir yere bıraktım. lobiye geçerken bir kadını yürüyordu önümde.arka çaprazdan gördüm. memnune'ye benzetim ama emin olamadım. oymuş hakkaten. onunla ve nurettin ile oturup muhabbet ettikç. torun bakıyorlarmış. ceyda'bıb bebeği yanlarındaydı. nurettin boşandığımızı bilmiyormuş. ex'i aradım. telefonu memnuneye verdim. ex sesten tanıyamadı. şaşırdım.başka bir otelde elbisesini değiştiriyormuş, biraz sonra geldi. 4 kız beraberler. ayaküstü biraz konuştuk. ben masama gidip oturdum. lobide düğün saatini bekliyoruz. düğün salonu açıldı denince aşağıya indik ama önce kokteyl varmış. hüseyinin okul arkadaşı Sinan diye biriyle muhabbet ettik. çocuklardan bahsettik. o da tipik hımbıl yetiştiren ebeveynlerden. bizimkilerin hikayelerine ağzı açık kaldı. düğün geç başladı. bu kadar profesyonellik, organizasyon şirketi, falan filan ama türk düğünü nihayetinde. asla saatinde başlamaz.  ex ile beni aynı masaya koymuşlar haliyle. zaten salona girince beni gördü ve çağırdı. gittim. nereye oturayım diye sordum. otur işte yanıma dedi. zaten masa full gün grubu. recep ve hakkı hariç, bir de alos. dizi sakatlanmış. hülya oğluyla gelmiş. nikah töreni başladı.ezgisu'nun sesi ne olmuş öyle ya... boru gibi. madde bağımlısı sesi gibi. hareketlerindeki yapmacıklık çok rahatsız edici. bu kızın evliliğinin çok uzun süreceğini sanmam. ex'e de söyledim. o da başıyla onayladı. selma gene botoks yaptırmış. ex'e sadece düğünlerde mi yaptırıyor yoksa hep mi diye sordum. ezgisu herkes yaptırıyor, sen niye yaptırmıyorsun diyormuş. o yüzden hep botoksluymuş. bu doğruysa rezillik yalansa gene rezillik. zaten selmanın hayatı hep böyle yüzeysel ve plan program idi. bu evlilik bile selmanın projesi. bunu mnişanda ex söylemişti. selmanın suratındaki ifade iğrenç. ağzı allah çarpmış gibi. bunu güzel zannetmeleri çok tuhaf., ahmet yanımda oturuyor. onunla ve ufukla muhabbet ediyoruz. yemekler masaya konmaya başladı. burası da 5 yıldızlı otel güya. nerde almiradakilerin lezzeti, ner de bunlar...  kalitesizlik hemen belli etti kendini. ne içersiniz diye sordular. eçeneklerini sordum. meşrubat saydılar. anlaşılan içki yok. bunun muhabbeti oldu masada. nişanda içki de ikram edilmişti. biraz sonra garson kız gene geldiğinde tekrar sorduk. içki servisi var dedi önce. sebahattin ile ben sipariş bile verdik. ama sonra içki ücretliymiş dedi gelip. biz de vazgeçtik. ex'in telefonunun şarjı bitmiş. gidip torbadaki şarj aletini getirdim verdim. bu arada nilüfer aradı. düğün esnasında açamadım. ama sonrasında dışarı çıkıp aradım. çene çaldık biraz. düğünden, ortamdaki samimiyetsizlikten falan konuştuk. masada ex ile muhabbet ediyoruz. bana karşı eskiden olduğu gibi hışım dolu bir yaklaşımı yok. ve hâlâ aynı frekanstaymışız. bir kıza ikimiz de uzun uzun baktık. elbisesi çok güzeldi. dönüp elbisesi dikkatini çekti, di mi dedim. onayladı. güzel elbiseydi hakkaten. gerçi içindeki güzeldi ama ikimizin de dikkatini ilk çeken elbise oldu. ufuk resim çekme sevdasına düştü. elinde telefon, herkesin resmini çekiyor. en son bize dönüp sizin de çekeyim bari dedi. çekti. düğünün sonlarına doğru ex'e dönüp şimdi çıkarsak metroya yetişiriz yoksa taksilik oluruz dedim. ama kalkılacak gibi değil zaten. oturmaya devam ettik. gelmeden taksi ne kadar yazar diye öğrenmiştim. 150 lira. pek fazla değil. masada manyak neşeli bir muhabbet başladı. acayip eğleniyoruz. gırgır şamatanın dibine vurduk. takılmalar, espriler havada uçuşuyor. düğün bitti en sonunda herkes gitti biz oturuyoruz. selma ve hüseyin de geldi. masadaki neşe daha da arttı. meğer içki servisi varmış ve garson kız bize yanlış bilgi vermiş. hüseyin hemen garsonu çağırıp sebahattine bir viski getirtti. saba yok hamsi diye gülüyor. biraz sonra da bana votkalimonum geldi. güzel değil. beğenmedim. daha sonra da selma sebo vebana viski getirtti. ben 30 yıldır viski içmemiş olmama ve sevmememe rağmen içtim ama tadı çok hoşuma gitti. markasını da öğrendim. düğün iyice bitti. garsonlar masaları topluyor artık. biz hâlâ oturuyoruz. ufuk yan masalardan meyve tabaklarını toplayıp toplayıp getiriyor. ananasla kahvaltı üzerinden kahkaha kopuyor masada. bu grup 30 yıldır bu kadar eğlenmemişti sanırım. bir ara ex dışarıdayken nurcan benle ex hakkında konuştu. ayrı ayrı gelmemize takılmış. beraber gelmeyi teklif ettiğimi ama beni terslediğini söyledim. giderken beraber gidersiniz artık dedi. gecenin bir yarısı yalnız gönderecek değilim dedim. zaten heryere beraber gidsiyorsunuz, size de düğün yapalım falan demeye başladılar. hayda. zaten ex de hiç alışık olmadığım derecede ılımlı bana karşı. ulan, noluyor. yakında değişik bazı şeyler gelecek hissine kapıldım. ya ben bu kadının bana hissettirdiklerini nasıl unutayım. beni bir enkaz olarak bırakmasını nasıl unutayım. salondan öıktığımızda saat gece 2'yi gösteriyordu ve bizden başka kimse kalmamıştı. tüm masalar toplanmıştı ve sadece bizi masa kalmıştı. lobide resim çektirdik bol bol. sonra taksi çağırıp aski'ye gittik. taksici yolu uzattı şerefsiz. samsunluymuş. samsunu niye hiç sevmediğim ortada. aşti'de ex huzur diye bir firmadan kamil koç'un  yarı fiyatına bilet almış önceden. ben de aldım aynı yerden. otelden çıkmadan tuvalete girmi olmama rağmen. aştide çatlayacak hale geldim. eee, o kadar içki, meşrubat, maden suyu, su içersen olacağı bu. ben gittim. geldiğimde ex bu sefer tuvalete gitti. o tuvaletteyken firmanın elemanları gelip bizi otobüse götürecek oldular. beklettim. otobüs aştiye girmemiş. dişarı götürdüler ve otobüse bindik. yol boyu uyumaya çalıştım ama tüm geceyi uyumadan geçirdim. yok beceremedim uyumayı. yolu seyrettim. bir dinlenme tesisinde mola verdiğimizde bir ihtiyacı varsa gidersin diye ex'i uyandırayım dedim. uykulu haliyle hışımla cevap verdi. ilişmedim uyudu. eskişehire geldiğimizde koltuk problemi yaşadım. meğer benim istediğim koltuğu vermemişler. benim oturduğum yer başkasınınmış. benim yerim diye iddia ettim bir de. sonra ex'in koltuğuna geçtim. ex zaten çoktan bir ikili koltuğa geçip yayıla yayıla uyumaya geçmişti. artık gün ağırdı. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

23 ARALIK 2024 PAZARTESİ

18 HAZİRAN 2024 SALI

20 MAYIS 2025 SALI