23 ŞUBAT 2024 CUMA

 sabah 8'de uyandım. ayşe berra mesaj attı. akşam okulda onu 2. katta bekleyecekmişim. ardından oğlan aradı. bugün görüşmek istiyor ama zamanı ayarlamaya çalışıyoruz. akşam biryerlere gidecekmiş. pazar günü de kütahyaya dönüyor. bulucaz bir yolunu. 

erken yola çıkıp kablonete uğrama niyetindeydim ama kzıl goncaları seyrederken ve sahilde biraz tur atarak saati 11 ettim. yola çıktım. trafik rahat. kablonete yetiştim. 12 ye çeyrek kala kızılay işmerkezinin önündeydim. tam da önünde boş park yeri vardı. bir sorun olur mu diye şöyle bir tarttım. hayır, faaliyet olmayan bir inşaatın önü, parkedilmez levhası yok. bir yeri, yolu tıkamıyor. parkettim. ömer ile konuştum. 35 metre mesafe olduğunu ve kararı verecek yerin kendileri olduğunu söyledim. karar verecek adam pnun yan masasındaymış. telefonunu verdi. toplam 6 dakikalık bir görüşme. aşağı bir indim ki araba yok. polis çekmiş. sinirden delirecektim. hatta karşı şeritte belediyenin park haraççısı pis pis sırıtınca ona da bir posta kaydım. yol boyunca çift sıra parkeden mi dersin, sokak ağzını kapatan mı dersin, ne her bok var. hele sokak ağzını kapatan... önünde hakim logosu var. çekmeye götleri yemez. ama benim arabayı anında götürmüşler. bütün o civarın resimlerini çektim. oğlan aradı ben küfrederken. hemen yan caddede olduğunu öğrendim otoparkın oğlandan. gittim. girişte arabamı çeken kamyon çıkıyordu. onlarla kavga ettim ilk. sonra bağırışları duyan otoparktaki diğer polislerle. ağır konuştum epey. biraz daha devam ettirseydim beni tımarhaneye muaneye sevkedeceklerdi. bu polislerin topnunun anasını sikmek lazım. alayı orospu çocuğu. tutanağı engelli rampasına park diye tutmuşlar. yalan. inşaat önünde bir yerde ne engelli rampası. otopark parasını ödedim. ben para harcamaktan kaçınduım günlerce. şimdi haşırt diye haksız bir haraç ödüyorum. arabayı ex'in alması gerekiyormuş. onu çağırdım. metronun kapısında beklemeye başladım. kablonetten ömer bey geldi o sırada.. ona dert yandım. oğlan da geldi yanıma. ex gelmiş ama öbür kapıdan çıkıp otoparka gitmiş. oğlan da yanımda dedi. niye oğlanı buraya çağırdın diye şarladı otomatikman. yahu ben çağırmadım. o geldi. bir kere birşeyi ifan yaptı diye düşünme be, dedim. ilk ağız dalaşı orada başladı zaten. otoparka gittik. arabayı almış. metro ile dönmek istedi ex. biz de bursaya gidiyoruz zaten dedim. arabayı kullanmaya devam etti ve bursaya vardık. yol boyunca konuştuğum hiç konuyu dinlemediğini ve umursamadığını farkettim. bundan sonra ben de ona yok muamelesi edecem. ex indikten sonra oğalnala eve gittik. eşyaları indirdik. evdeki işleri yapalım dedi oğlan. kornişleri takalım dedim ama beceremedik. ters taktık. tekrar söktük. vazgeçtik iş yapmaktan. oğlan benim yeni siyah montumu pek beğenip el koymaya niyetlenmişti. igs'ye gidip sana da alalım dedim. gittik, bir sürü şey baktı ama hiçbir şey almadı. niye bilmem. oradan eve dönüp kreşten kalma masayı aldık. masayı berenin setbaşındaki dönercisine gösterdik. adam bayıldı. kaça satalım diye oğlanla internette araştırma yaparken berradan mesaj geldi. 3buçukta okulda olacaktım ve saatin farkında değilmişiz. saat buçuğa 10 var. oğlanla vedalaşıp, masayı da dönerciye bırakıp hemen arabaya atladım ve okula gittim. çocuklar tören için sırada. berrayı buldum. geç kaldığım için özür diledim. biraz berra ile şakalaşıp cilveleştik. arkadan bir öğretmen hemen müdahil oldu. sıradan ayrılıp parkın uzak köşesinde beklemeye başladım. istiklal marşı sırasında hazrolda durma saçmalığına uymaya hiç niyetim yok. yakında olursam birisi bulaşır illa. o yüzden uzakta duruyorum hep. tören bitince okula girdim. berrayı buldum. sınıfın kapısında biraz konuşituk. ex berranın kursa gönülsüz geldiğini söylemişti. biraz ağzını aradım. epey de üsteledim bir sorun olup olmadığı hususunda. yok, ayşe kursla ilgili olumsuz hiçbirşey söylemedi. ama az önce bahçede de, şimdi de ayşe'nin yüzündeki ifadeden çok rahatsız oldum. birşey var da içine atıyor gibi çok ama çok mahzun bir ifade. bakışlarında bir gölge var. içim parçalanıyor. çünkü düzeltmek için kıza ne kadar şirinlik yaparsam yapayım, güldürmeyi başarsam bile o gölgeyi kaldıramıyorum. çok üzülüyorum bu çocuğa yaşattıklarımız için çok... alt kata inip ayşenin köprüsünü gördüm. çok şahane yapmış. faik hocaya kurs kitapları için isim yazdırdım. parasını pazartesi verecez. kurs çıkışında ayşe berra'ya bando ile kursun çakıştığını, eğer isterse bazen bandoya bazen kursa gidebileceğini söyledim. arabaya atlayıp çizmana gittik. yol boyunca kaç tane manga alabileceğini sorup durdu. param az,fazla alma dedim ama 10 tane aldı gene. 800 tl. berrayı eve bırakıp berçemi görmek istedim ama berçem istanbula geri gitmiş. bana haber vermek yok. bu kızla ne yapıcam bilmiyorum. bana karşı olan nefret anasından berçeme transfer oldu. benimle çok ciddi sıkıntısı var. birgün karşıma alıp çok ama çok derin konuşmam lazım bu kızla. metroya bindim ama metro tıklım tıklım. zor bindim. bu kız yanlışlıkla ayağıma bastı ve özür diledi. önemli değil, inciraltı otobüsüne binmiş adamım ben dedim. sonra da inciraltı otobüslerinin nasıl olduğunu anlattım. güldü. hakkaten balık konservesi formatında seyahat ederdik yurttan okula. incirliye gittim. anneme ahmetin maaşını çektiğini söyledim. kadıncağız maaşı getirmemi bekliyormuş meğer. yapacak birşey yok. ahmet efendi o parayı birilerine kaptırır gene. ben yemek yerken annemle dertleştik biraz. büyük çocuklar dün anneme uğramışlar. çocuklardan ex'ten falan konuştuk. tabii ben ex' en galiz küfürleri savurdum. annem deme oğlum öyle diyor. akşam geç saate kadar adnan ve kedicik belgeselini seyrettirdim anneme. kanı dondu. gece geç saatte eve gidip yatağı hazırladım hemen yattım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

23 ARALIK 2024 PAZARTESİ

18 HAZİRAN 2024 SALI

20 MAYIS 2025 SALI