28 OCAK 2024 PAZAR
sabah 8'de uyandım. 11'e kadar yatakta oyalandım. bugün için tüm gün evişleri yapmayı planlamıştım ama üşendim. evin içi soğuk. kollarıma biraz melhemli su sürüdüm. kollarımda hafiften kaşınma başladı sanki.leblebi kurabiyesi ve gofret ile kahvaltı ettim. giyinip dışarı çıktım. geyik derisi ayakkabılarımı giymedim bu sefer. çok kayıyor. aylardır düşmemek için çok dikkatli ve yavaş yürümek zorunda kalıyordum. ayakkabı şahaneydi ama artık eskidi. keşke o zaman 2-3 tane alsaymışım o ayakkabıdan ilk giydiğimde sanki ayakkabı giymemiş de ayaklarıma kanat takıldı gibi hissetmiştim. bir daha bu kadar kalitelisini alamam da bulamam da...hava gene buz gibi. yağmur yok ama yerler ıslak. gece yağmış. giydiğim ayakkabımın altı delik. su birikintilerine basmamaya dikkat ederek kütüphaneye kadar gittim. kütüphanede yer bulmak dün de bugün de sorun oluyor. ama nispeten iyi bir yer buldum. çayımı aldım, kekimi aldım. tercümeye başladım. tuğba aradı. konuşamayacağımı söyleyip kapattım. sonra arayacağım. Akşam 4 gibi çıktım ve anneme gittim. Yemek yedim ve pazar sohbeti bitene kadar orada kaldım. Tam benim soruma sıra geldi, süre bitti. Bir ara tuğba aradı. Ona gönderdiğim yazı hakkında konuştuk biraz. Eve geldim. Vücudumda gene kalıntılar başladı. Daha doğrudan bir tedaviye başlamam gerekecek galiba.
Yorumlar
Yorum Gönder