09 OCAK 2024 SALI

 Sabah 8'de alarmın sesiyle uyandım. Hayret. Burgaza tapuya gitmek için hazırlandım ve çıktım. Ancak pis bir yağmur yağıyor. Araba ile gitmeye karar verdim. Sıcaksu'ya geldiğimde kendime lanet okuyarak aklıma geldi ki, burgazdan aldığım ve ölçüsü uymayan menfez ve motorun anahtarlarını yanıma almayı unutmuşum. Trafik berbat. Yol boyunca hep sıkışıktı. Bugün bu saat için anormal. Önce burgaza gidip evden rayiç bedel evraklarını aldım. Tapuya gittiğimde tam tapunun önünde bir akrabalık yer boşalıyordu.  arabayı park ediyordum ki, baskı işçileri park etmeme engel oldular. Biraz bağrıştık. Altyapı işi yapacaklarını ve arabalarının orada durması gerektiğini söylediler. Okey. Tapuda harçları kredi kartı ile internet üzerinden ödedim ve sıramızı beklemeye başladık. İşlemi yaptık. Tapuya alıp çantama koydum ve Ahmeti gönderdim. Ben de burgazdaki eve gittim. Ama önce Necati ustaya gidip kahvaltılık aldım. Marketten de aburcubur.  İhsan efendi onun evdeki çekyatı annemin evine taşımış. Battı o çekyat ona. Neyine engel oluyorsa. Satamıyor evi. Alıcı yok. Nah satar zaten. Beter olsun. Bu oğlan nasıl bu kadar manyağa bağladı, anlamıyorum. Dışarıda felaket fırtına var. Bursaya dönmeye üşendim. Buz gibi havada işlerin peşinde koşmayı gözüm yemedi. Hazır burgazda internet de varken  oturup simpsons izlemeye karar verdim. 3-5 bölüm  üstüste izledim. Ama eve geldiğimde ilk iş armut salıncak için kapora gönderdim. Kadının evi beşevlerde. Bursadan beşevlere gitmektense, burgaz dönüşü beşevlere uğrayıp salıncağı almayı planladım. Ancak zor oldu. Satıcı kadın ilanı silmiş ve mesajlaşmalarımız da uçmuş. Kadına ulaşmak mümkün olmadı. Biraz uğraşınca becerdim. Meğer kadın da paniklemiş. Benimle irtibatı kaybedince parayı iade etmeye karar vermiş.


Saat 4'e kadar simpsons izledim. Sonra yola çıkıp Google haritalar sayesinde adresi buldum. Asla bilmediğim yerler. Gözümü bağlayıp orda bıraksalar bursadayım demem. Bahçeli, güvenlikli bir site. En uyuz olduğum çeşidinden. Zayıf, genç, başörtülü bir kadın karşıladı beni. Armut salıncağı aldım. Ancak mafmğazalarda gördüklerime göre daha büyük. Arabaya sığdırma endişesi geçirdim bir an. Asansör ile aşağıya indirdim. Arabayı kapıya yanaştırdım ve tataa... asla ve kat'a sepet kısmı arabaya sığmıyor. Ne yaptıysam olmadı, olması da imkansız. Yağmur yağıyor. Sırılsıklam oldum. Yok. Mümkün değil. Demirleri arka koltuğa koydum. Sepeti kolumu camdan çıkarıp dışarda tutarak götürmeyi düşündüm hır an ama saçma. Olmaz. Nakliyeci getirsem... olabilir ama sepeti tekrar Yeliz hanıma teslim etmem gerek muhafaza etmesi için. O da hoş değil. Tam o sırada genç bir oğlan site kapısına geldi. İçeri girecek. Benim sepetleri boğulmayı görünce, bizim salıncak mı o, dedi. Meğer Satıcı kadının oğluymuş. Aklıma ip ile bagajında üstüna bağlamak geldi. Yeliz hanımı arayıp ip rica ettim. Yokmuş. Oğlu yardım teklif etti ve bir yeri aradı ve beni oraya götürdü. Adam arabasının çengelli iplerini verecek ama sonra ben nasıl geri vericem.  Olmaz. Bir dükkan, market tarzı biryere gidelim dedim. Etrafta bu tarz ihtiyaçları karşılayabilecek hiçbir yer yok. Sıfır canlılık. Ne milyoncu, ne tuhafiyeci, be market. Burda oturmayı matah birşey sanıyorlar. Evde ekmek olmasa ekmek almaya arabayla gitmek zorunda olmayı üstünlük sayıyor enayiler. Şehir gibisi var mı, hersey elinin altında, herşey hemen erişebileceksiniz mesafede. Epey yürüdükten sonra bir seyhanlar markete ulaştık. Çelik çamaşır teli var sadece. Pek tercih etmem ama çaresiz aldım. Sepeti Araba barajının üstüne sıkıca bağladım. Bana yardım eden oğlanın durumu bir acayip. Çıraklık okulunda okuyor. Ailesi oturdukları sitenin müteahhidi. Çok tuhaf. Yavaş yavaş sürerek ve bir gözüm dikiz aynasında kontrol ederek yeşile kadar geldim. Evin önünde işin en çok gözümde büyüyen kısmına geldi sıra. Düğümleri çözmek. Penseyle kesmeye çalıştım. Kesilmedi. Eyvah eyvah. Tüm düğümleri tek tek elle çözmem gerekecek. Neyse ki korktuğum kadar uzun sürmedi ve zor olmadı. Yağmur altında düğümleri çözdüm ve Sepeti eve taşıdım. O kadar büyük ki kapıdan hile zor girdi. Hakikaten battal boy. İlk çıktığında almışlar. Şimdikiler bu kadar büyük değil. arabayı park etmem lazım ama bu saatte bu muhitte yer bulmak imkansıza yakın. birkaç defa tur attım. yok. hatta bir yol ağzında 3 araba hepsi birbirinin sokağına girecek şekilde denk geldik. taksici bana geri git işareti yapınca ip koptu bende. taksici ile bağırıştık. diğer araba geri geri gitti. bir alt dönemeçte ben dönecektim ki, bir araba gelip o yolu da tıkaldı. ben dearabadan inip herife bağırdım. gördüğün halde niye gelip yolu tıkıyorsun diye. yarım saat park yeri aradım neredeyse. hatta tam evin önündeki yer boşalmış. arasokaktan çıkarken yol verdiğim araba yeri kaptı. saniyelerle kaçırdım. en sonunda caddenin karşısında a101'in hemen yakınına parkettim. arabadaki malzemeleri indiremedim haliyle. bim'e gidip konserve barbunya ve ekmek aldım. onu yedim. tam yemek sırasında tuğba görüntülü aradı. bu kız bazen dünya güzeli oluyor, bazen çirkin ördek yavrusu. nasıl oluyor anlamıyorum. sanırım ruh hali yüzüne yansıyor. bu gece birkaç kere aradı beni. bilgisayarda film izledim ve yattım. Bir de bugün kaşıntın tekrar peydah oldu. sanırım tütlerimi ve tüm yatak yorgan takımlarını kaynar sudan geçirmem gerekecek. bir dahaki kaplıcaya gidişimde yeni paketi açılmamış kıyafetlerle gidicem. unutmadan, üniversite sınavına girmeye karar verdim. birkaç yıldır hep aklımda vardı aslında... 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

23 ARALIK 2024 PAZARTESİ

18 HAZİRAN 2024 SALI

20 MAYIS 2025 SALI