07 OCAK 2024 PAZAR

 Sabah 5 gibi uyandım. Ev nihayet ısınmış. Bütün akşam ve gece buz gibiydi. Berra üşümüyorum ama ben titriyordum. Sirke sürdüm vucuduma ve tekrar yıkandım. 8' e doğru ex aradı. İlaç için. Yahu ben seni aramıyorum. Bende de ilaç alarmı var.  Berra'ya ilacı içirdim. Sonra dışarı çıkıp biraz dolaştım. Şahane bir hava var. Deniz dümdüz. Hafif bir esinti var.Kapkara bulutlar var ama güneş parlıyor. Dondurmacıya gittim ve cebimdeki bozuklar dondurma aldım. Güllü istedim, çilekli, karamela istedim, tahinli verdi dondurmacı. Necmettin halâ yok. Necati ustaya gidip kahvaltı için birşeyler aldım. Dönüşte hava bu kadar güzel olduğuna göre bu gün burası acayip kalabalık olur, tüh, biz ise sınav için bursaya gitmek zorundayız diye düşündüm. Sahilden ayrılıp anacaddedeki milyoncuya menfez almaya gittim. Sadece 2-3 dakika sürdü. Sahile tekrar döndüğümde fırtına başlıyordu. Güneş kaybolmuş, deniz acayip dalgalı, hava soğuk ve rüzgarlı, yağmur da başladı başlayacak. Fırtına patlayacak, belli. Ben de sahildeki kamelyada kahvaltı ederiz diyordum. Hava birden döndü. Eve döndüm. Berra uyanmış. Bana fırça attı. Telefonu evde şarjda bırakmıştım. Ona telefonu ve anahtarını almadan dışarı çıkma diyormuşum ama ben telefonu birakmışım😁 birazdan Zeyno ve annesi geldi. Tenzile hn da bursaya gelecek bizimle. Kahvaltı ettik. Bütün eşyaları arabaya yükleyip ve yola çıktık. Tenzile hanımı kent meydanında bıraktık ve yeşile gittik. Çocuklar eve girdi. Kızına yeni anahtarı vermiştim. Ben arabadaki eşyaları aldım. Eve girdiğimde kızlar ortada yoktu. Saklamışlar belli ki... Bana şaka yapıyorlar. Odayı tasarlıyorlar kafalarında... çocuklardan yardım istedim. Berçem'in karyolasını taşıdık ve üstünkörü kurdum. Mutfaktaki yatağı taşımaya gelince iş zorlaştı. Yukarı çıkardık ama mahvolduk. İte kaka sürükleye sürükleye çıkardık. Zaten yatak kirliydi. Daha kirlendi. Yatağı karyola in üstüne koydum ama birşeyler ters. Parça eksik galiba. Evi aradım. Yatağın başka parçası yok. Sınav saati yaklaşıyor.  35C ile fomaraya gittik. Yağmur başlamış. Şemsiye var ama Berra yağmuru sever, o şantiye istemiyor. Kırmızı şemsiye küçük, iki kişiye uygun değil. Sadece Zeyno kullandı. Ben sırılsıklam oldum. Kursa gittik. Berra'nın hocasıyla konuştum. Basmakalıp ve ezber laf salatası yapıyor. Gıcık oldum herife. O da bana gıcık oldu. Berra iyi öğrenciymiş ama hızı düşükmüş. Hay hızınıza sıçayım. Öğretme odaklı değiller, soru çözdürme odaklılar. Biraz ağız dalaşı oldu. Sorduğum soruyu gargara getirip cevaplamadı. Ağladığımı veya unutturduğunu sanıyor. Yemezler. Ex ile konuşacam. Bu kursu sevmedim. Berra sınava girdi. Biz de Zeyno ile zafer plazaya gittik. Yağmurda ıslak sıçna döndüm. Zafer plazada d&r'a fala baktık. 2 gençkız benden okuma tavsiyesi istedi. Rus edebiyatını okumalarını söyledim. Başlangıç için ağır  gelir diye konuştuk. Saramago'nun körlük' ü ile başlamaları söyledim. Zafer plazada zaman geçmiyor. Avm'lerde beni afakanlar basar zaten. Çizmana gittik. Gene ıslandım. Çıkman kapalı. En sonunda kursa gidip beklemeye karar verdik. Berra yarım saat erken çıktı. Çok beklemedik. Tekrar 35C ile eve döndük. Berra ile ikea'ya gitmeyi konuşmuştuk. Kendisi için yatak dolap falan bakacakmış. Zeyno da gelecekti ama vazgeçti. Onu metro istasyonunda bıraktık ve ikea'ya gittik. Berra girişte eski bir anıyı hatırladı. Çocuk oyun alanına efra'yı almışlardı ama berra'yı büyük diye almamışlar. Onu hatırladı oyun alanının önünden geçerken. Çok üzülmüş.  Ikea' da gezdik. Yumuşak pofuduk koltuk istiyor. Çıkışta müşteri hizmetlerine uğrayıp yatağı kuramadığım ve galiba bir parçanın eksik olduğunu söyledim. Kamera kayıtlarına baktılar ve orta aksı orada bıraktığım ortaya çıktı.  Onu aldık ve annemin evine gittik. İçecek almak için bim'e uğradık. Berra tüm çocukluğu boyunca istediği ama bir türlü bulamadığımız oyuncağı gördü. Sopalı at... şanssızlığı bak, sen ufakken yoktu. Sen büyüyünce gelmiş dedim. Üzüldü. Suratı asıldı. İçinde üste kalmış, belli. Aldım sopalı atı. Sevindi. Birkaç aburcubur da aldı. Babannesinde yemek yedik. Geç saate kadar burada kalıp yeşildeki eve gitmeyi planlıyorum. 10 gibi kalktık. Zaten berra 2 saattir ne zaman gidiyoruz diye soruyor. Eve gittik. Ve tataa... resim dosyasında birşey eksik. Mecburen ex'in evine gitmek zorundayız. Bütün çantalarını alıp eve götürdüm. Kapıda eksik dosyayı alıp geri dönelim dedi. Artık geç oldu. Haftaiçi gelir kalırsın dedim. Ex atıldı hemen. Haftaiçi okul var, kalamaz. Ben de cevapladım. Benim ev okul için daha avantajlı, ne diyor sen... suratı karardı hemen. Evime döndüm. Birazdan ex aradı. Ağlıyor, ne yaptın çocuğa, birşey mi yaptın çocuğa? Kafadan bunu soruyor. Hiçbirşey yapmadım. Gayet mutluydu dedim. Buradan tutturamayınca,  bu sefer niye harçlık vermedin çocuğa diye şarladı. İlla birşey bulup saldıracak. Ulan salak. Çocuk bu gece yeşilde kalmaya heveslenmişti, kalmadığı için ağlıyor. Bu kabak gibi ortada.. harçlığı nasılsın da akılda olmayan ekstra gelişme olduğu, ve senin evine gelmek zorunda kaldığımız için vermeyi atladık. Suratın kapkara olup yüzüme kapıyı çarpmasaydın belki hatırladım. Bildiğin düz manyak bu karı... şu mesajı yazdım. 


Görüldüğü gibi halâ birşey olmadığına inanmıyor. Ben çocuğa birşey yapmışım diye düşünmeye devam ediyor. Manyak kelimesini geri alıyorum. Düz şerefsiz bu... en büyük dileğim geberdiğini görmek. Eğer geberdiğini görürsem Demirel'i geberişini kutladiğım gibi bunu da rakı içerek kutlayacam. Söz.... Tuğbayı aradım. Biraz neşeleneyım diye. Konuştuk. Önce ex'e saydım  sövdüm. Ne tatlı küfrediyorsun diye güldü. Sesi cıvıl cıvıl. Hayat dolu. Kendisine de söyledim zaten. Keyfim yerine geldi. 
Gece 2 sayfa taraviri yaptım ve yattım. Mışıl mışıl uyudum. 




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

23 ARALIK 2024 PAZARTESİ

18 HAZİRAN 2024 SALI

20 MAYIS 2025 SALI