04 ARALIK 2023 PAZARTESİ

 sabah çiş davasına 5 buçukta uyandım. kah uyur, kah uyanık saat 8 oldu. gece dinlerken uyuyakaldığım pazar sohbetini tekrar açtım. dinlerken gene uyuyakaldım. birşeyler dinlerken veya seyrederken uykum geliyor ve uyuyorum hemen...  8'i biraz geçe ex aradı. ayşe kitaplarını bende unuttum ve ilk 2 ders o kitaplar lazımmış. hayda, nasıl yetiştirecem. daha da önemlisi kitapları nasıl bulucam. evdeki herşey kolilendi ve yeni eve götürüldü. tam bunları anlatayım derken hanfendi telefonu suratıma kapattı. o söyleyeceğini söyledi. beni dinlemesine ne hacet... kitapları ayakkabılığın üstünde görmüştüm. hatta eski kitap sanıp çöpe atmayı bile düşünmüştüm. sonra bir koliye koymuştum. sanırım dün arabaya yerleştirdiğim kolilerde diye düşündüm. araba ile yola  çıktım ama mudanya yolu hiç olmadığı kadar tıkalıydı. sadece geçitten geçmek 40 dakikamı aldı. ex'i arayıp trafiğin kötü olduğunu ve ilk dersi kaçıracağımı, trafiğin berbet olduğunu söylüyordum ki, gene telefonu suratıma kapattı. bu son zamanlarda 4 oldu. whatsapptan yazıp bir daha suratıma kapatmamasını söyledim. sen de beni ağlama duvarı yapma dedi. hadi, son aradığımda trafikten şikayet ettim ama ilk konuşmamızda daha ağzımı açmadan suratıma kapatmıştı. her zaman ben suçluyum. o hep haklı, hep mazereti var. ağır bir cevap yazacaktım. arabayı bırakayım, sonra yazarım dedim. okula gittim. arabadaki kolileri kontrol ettim üstünkörü, yok... teneffüs zili çaldı tam o an... okula girince ayşe berra beni gördü. hemen yanıma geldi. aslı da yanında... şimdi sana fırça atıcam deyip, dün beni aradığında ve kitaplarım sende kalmış baba dediğinde niye bu sabah ilk ders için gerektiğini söylemedin. ben nasıl bilebilirim bunu... önceden söyleaeydin, ben gerekirse geceden gelir o kitapları mutlaka bulurdum. ama şimdi nasıl bulayım. diyerek biraz azarladım ayşe berra'yı, suratı kızardı ve gözleri doldu. hemen sarılıp olur böyle şeyler, baba fırçası yemekten birşey olmaz falan diyerek gönlünü aldım. kitap yokluğunu nasıl hallettiğini soordum. aslı ile ortak kullanarak problemi çözmüşler. bugünlük sıkıntı yok yani... yeşile gitti. arabadaki her koliyi tek tek indirip hepsini kontrol ettim kitap var mı diye.. yok. anlaşıln ilk partiye ait kolilerde... tüm eşyaları ortalığa saçmam gerekecek, eyvah... edip beyin yanına gittim. sohbet ederken birden ayağa fırladı ve deprem diyerek dışarı koştu. ben hiçbirşey hissetmedim. dışarda lambalar falan vardı, hiçbiri sallanmıyordu. deprem oldu mu olmadı mı emin olamadık ama sonra telefonlar gelmeye başladı. edip'i de aradılar. oğlan da beni aradı geçmiş olsun diye... meğer mudanya merkezli bir depremmiş. diş deposuna gittim. herkes dışarda o civarda. ulan bu depremi tek hissetmeyen benim galiba... bülo gene şehirdışında... adnan geldi. eve götürdüm onu. elektrik kablolarının fazlalığı kafamı kurcalıyordu. onları gösterdim. meğer her kat için ayrı tesisat döşetmiş edip... adnan, muazzam elektrik tesisatı var dedi. çalıştıramadığım buzdolabını da çalıştırdı. meğer açma kapama düğmesi varmış ve ben ona basmamışım. acayip dalga geçti. epey eğlendi. dükkanda biraz oturup çay içtik. arada borsada işc tertip çok düşmüştü. onu alayım dedim. 13 bin lira boş para var. 600 lot alacağıma 1 lot almışım yanlışlıkla... kağıt yükseldi gün içinde ama ne çare... elektrik şirketine gitmek için ayrıldım oradan... eski evin önünden geçerken zekiyi gördüm. kapıcı dairesini boşaltacağımı söylemiştim. müsait misin dedim. tamam dedi. yeşile gidip anahtarları aldım. evin önünde zeki abiyi gördüm. biraz çene çaldık. zeki abi çok iyi adam. seviyorum zeki abiyi... depoya gittim. kapıcı dairesinin kilidi çıkarılmış, kapı açık. kimse yok. tek kişinin taşıyabileceği herşeyi yandaki bana ait depoya taşıdım. dolaplar için zekiyi çağırdım. orayı evvelki senelerde benden çalmak isteyen nalbur da geldi. zaten ona kiraya vereceklermiş. hep beraber kapıcı dairesini boşalttık. zeki tutturdu, o kadar hamallık yaptık, bir masa sandalye ver diye... hiç niyetim yoktu aslında ama son masayı benim depoda koyacak yer kalmadığı için , al bu masayı dedim. akılları sıra 2 tane sandalyeyi de saklamışlar alabilmek için. farkettim ama ses çıkarmadım. zeki gene sandalye isteyince içerde var 2 tane dedim. pestilim çıktı bu arada yorgunlıktan... üst baş toz toprak oldu ayrıca... akşam ayşe ışık ile buluşacam. bu kan ter içinde, üst baş kir içinde, nasıl olacak bilmem. yağmur başladı bu arada. uedaş'a gitmekten vazgeçtim. abdülhamidi aradım aboneliği aldılar mı diye... randevu aldık, yarın dedi. ben de yarın gidip kendi adıma olan aboneliği sonlardırmaya karar verdim. 8 bin lira para orada boşu boşuna yatıyor. eve gittim. öyle yorgundum ki, eşya yığınının içindeki tekli koltuğun üzerini boşaltım oturdum. hadiye ablayı aradım. pek müsait değilmiş. beni sonra arayacak.  içim geçer gibi olunca hemen kalktım. yoksa uyuyacam. arabaya binip burgaza geldi. yağmurla beraber trafik bok gibi olmuş gene... karnım gurulduyordu. mantı ve mantar yaptım. bu sefer şarj aletini getirmiştim. haftasonu çektiğim eziyeti tekrar çekmeyecem. blogu yazarken ibocan aradı. onun bir depozito alamak derdi var. onu sordu, avukat ismi istedi ama benim samsunda hiç tanıdığım avukat yok ki... ha, bu arada, gün içinde tuğba rayıp çok absürd bir ilişki anlattı. gürültülü bir ortamda olduğumdan pek konuşamadık. yolda gelirken harun da aradı. faturaları sordu. selimzadedeki evde o oturuyor artık. ben de bugün faturaları ve abonelikleri düşünmüştüm zaten... unutmadan, ayşe ışık ile yazıştık. misafirleri olacaktı bugün... akrabaları... yatıya da kalacaklarmış. akşam buluşmamız iptal oldu dolayısıyla. eh, isabet. yorgun, terli ve kirliyim. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

23 ARALIK 2024 PAZARTESİ

18 HAZİRAN 2024 SALI

20 MAYIS 2025 SALI